İstev

ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜLÜZADE SEMPOZYUMU
 KATKILARINIZI
 
BEKLİYOR
Nihai Özet Teslim Tarihi: 31 Ağustos 2016

  18-19-20 Kasım 2016 tarihlerinde, İlmi Etüdler Derneği (İLEM), İstanbul Medeniyet Ünivrsitesi ve İlim, Sanat, Tarih ve Edebiyat Vakfı (İSTEV) tarafından düzenlenecek olan Uluslararası Taşköprülüzade Sempozyumu, 16. yüzyılda yaşamış ve Osmanlı düşünce geleneğinin en önemli birkaç isminden biri olan Ebu’l-Hayr Isâmuddîn Ahmed Taşköprülüzâde’yi ulusal ve uluslararası bilim camiasına tanıtmayı ve İslam felsefe-bilim geleneğine katkılarını tartışmayı amaçlamaktadır.
  Taşköprülüzade’nin siyaset, kelam, felsefe, matematik, astronomi, fıkıh, dil, tasavvuf, tefsir, ilimler tasnifi, tarih vb. konularda iki yüze yakın eseri bulunmasına ve bu eserler Osmanlı düşünce dünyasını kuran temel taşlar mesabesinde görülmesine rağmen, birkaçı dışında bu eserlerin büyük bir bölümü yazma halindedir ve ilim dünyasına tanıtılmamıştır. Yaklaşık üç yıl boyunca yirmiyi aşkın ilim adamının çalışmalarıyla, bu eserlerden önemli bir kısmı gün yüzüne çıkarılarak her biri yayıma hazırlanmış ve Türkçeye tercüme edilmiştir. Sempozyum, bu üç yıllık çalışmanın neticesi olarak, yayıma hazırlanan eserler üzerinden Taşköprülüzade’nin düşünce dünyasını ortaya çıkarmayı ve 16. Yüzyıl Osmanlı düşünce hayatına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Üç gün sürecek olan sempozyum, Taşköprülüzade’nin sempozyum öncesinde hazırlanan otuza yakın eserinin neşri ve sempozyum neticesinde ortaya çıkacak eserlerle birlikte İbn Sînâ sonrası İslam Felsefesi ve Osmanlı düşüncesi çalışmalarına oldukça önemli bir katkıda bulunacaktır. 
  Üç gün sürecek olan sempozyum, Taşköprülüzade’nin sempozyum öncesinde hazırlanan otuza yakın eserinin neşri ve sempozyum neticesinde ortaya çıkacak eserlerle birlikte Osmanlı düşüncesi çalışmalarına oldukça önemli bir katkıda bulunacaktır.
Sempozyum düzenleme heyeti, konuyla ilgili ilim adamlarını Sempozyuma tebliğleriyle katılmaya ve Taşköprülüzâde çalışmalarına katkıda bulunmaya davet etmektedir.

 



Sempozyumda ele alınacak belli başlı konular aşağıda belirtilmiştir:

·       Taşköprülüzâde’nin Dünyası: XVI. Yüzyıl Osmanlı İlim Hayatı ve Kaynakları

·       Taşköprülüzâde’nin Coğrafyası: Mâveraunnehir, Horasan ve Diyâr-ı Rûm’un Kesişen Entelektüel Çizgileri

·       Taşköprülüzâde’nin Evreni: Kozmoloji, Nedensel İlişkiler ve Tanrı-Âlem İlişkisi

·       Zihin, Bilgi ve Varlık: Taşköprülüzâde’nin Zihnî Varlık Anlayışı ve Mantık

·       Dil ve Anlam: Taşköprülüzâde’de Dil Bilimleri ve Felsefesi

·       Taşköprülüzâde ve Kelâm Geleneği

·       Bilimlere Tarih Yazmak: Miftâhu’s-sa‘âde ve Bilimler Tarihi Yazımı

·       Bilimler Tasnifi Geleneği ve Taşköprülüzâde

·       Dînî İlimler Geleneği ve Taşköprülüzâde

·       Taşköprülüzâde’de Pratik Bilimler ve Ahlak

·       İslam Biyo-bibliyografya Yazım Geleneği ve Taşköprülüzâde

Sempozyumda ele alınacak konular bunlarla sınırlı değildir. İlgi duyanların buradaki ve benzeri konular çerçevesindeki katkı önerilerini 31 Ağustos 2016 tarihine kadar online başvuru sistemi üzerinden beklemekteyiz.

Önemli Tarihler:
31 A
ğustos           Özet göndermek için son tarih
10 Eylül                 Kabul edilen özetlerin ilanı
30 Ekim                 Tam metin göndermek için son tarih
10 Kasım               Programın ilanı
18-20 Kasım          Sempozyum














Detaylı bilgi, yazı çağrısı ve başvuru için: http://taskopruluzade.org

 

Projenin İçeriği

  XVI. asırda yaşamış bir Osmanlı alimi olan Taşköprîzâde’nin genel olarak İslam düşüncesinin, özel olarak da Osmanlı düşünce geleneğinin anlaşılabilmesi için vazgeçilmez önemi haiz eserlerinin Miftâhu’s-sa‘âde veya Mevzûâtu’l-ulûm gibi ansiklopedik ve Şekâiku’n-Nu‘mâniyye fî ulemâi devleti’l-osmâniyye gibi biyo-bibliyografik olanları dışında büyük bir kısmı yazma hâlindedir. Taşköprîzâde, Osmanlı ilim ve düşünce hayatının en önemli ve velût isimlerinden biri olup özellikle Gazzâlî ve Fahreddîn Râzî sonrasında gündeme gelen yeni problemleri müstakil eserler dahilinde ele alarak tartışmış ve yeni çözüm arayışları içerisine girmiştir.

  Taşköprîzâde'nin yazma hâlinde bulunan eserlerinin neşriyle birlikte, Osmanlı düşüncesinin neredeyse hiç ışık tutulmamış kaynakları gün yüzüne çıkacak ve genel olarak İslam düşüncesinin XVI. asırdaki görünümleri keşfedilmiş olacaktır. Proje, Taşköprîzâde’nin söz konusu yazma eserlerinin

a) bir atölye dahilinde okunması,

b) tahkik edilerek neşre hazırlanması,

c) tercüme edilmesi,

d) bu eserler hakkında değerlendirici metinler yazılması,

e) proje sonunda bir “XVI. Yüzyıl Osmanlı Düşünce Hayatı ve Taşköprîzâde” çalıştayı düzenlenmesi,

f) bu çalıştay metinleri etrafında dört edisyon eserin [kelam, felsefe, dil ve mantık] hazırlanması gibi başlıklarından oluşmaktadır.   

  Proje kapsamında neşredilecek eserler arasında bulunan, Taşköprîzâde’nin Haşiye ala Haşiyeti’t-Tecrîd’i, yani Seyyid Şerif Cürcânî’nin Tecrîd Haşiyesi’ne müellifin yazmış olduğu haşiyenin neşri, projenin en önemli başlıklarından birini oluşturmaktadır. Bu çerçevede sadece Taşköprîzâde’nin değil, Seyyid Şerif Cürcâni’nin de Tecrîd haşiyesi’nin neşredilmesi hedeflenmektedir.

Niçin Taşköprîzâde?

  Osmanlı düşüncesinde aklî ilimler söz konusu olduğunda XVI. yüzyıl, iki önemli damara sahiptir. Biri matematik bilimleri, diğeri nazarî ilimlerle ilgili bu damarların ilki Takiyuddîn Râsıd, ikincisi ise Taşköprîzâde tarafından temsil edilir. İlkiyle ilgili olarak özellikle kinematik-geometrik modellerin doğayı tasvir edip edemeyeceği hususunda Kutbuddin Şirâzî’den başlayarak Ali Kuşçu ile devam eden çalışmalar, İbn Nakîb ve Takiyüddîn Râsıd’ta ele alınmıştır. Bu konuda İbn Nakîb’in yaptığı çalışmalar henüz yine yazma hâlinde kütüphanelerimizde durmaktadır. Burada temel soru şudur: Matematik, doğayı ne kadar temsil edebilir?

  Bu tartışmaların iz düşümü olarak Avrupa’ya baktığımızda, orada da 1543’lerden itibaren özellikle de Kopernik’ten itibaren bu tartışmanın canlanmaya başladığını görüyoruz. İbnü’n-Nakîb’in ve İran bölgesinde de Şemseddîn Hafrî’nin bu tür çalışmaları neticesinde yeni bir metafizik ve fizik kurulması gerektiği, Aristoteles fiziğinin ve metafiziğinin üretilen yeni bilimi taşıyamadığı konusunda ileri sürülen düşünceler incelenmeye değerdir.

  Ayrıca matematik bilimlerle ilgili olarak XVI. yüzyılda Yunan-Helenistik ve klasik İslam astronomi literatürünün Türkçeleştirilmesi hareketi göze çarpar. Çalışmalarını Ali Kuşçu ve arkadaşları tarafından kurulan teorik ve gezegen astronomisi araştırmalarına dayandıran, Mîrim Çelebi ile Mehmed Konevî’nin talebesi ve Takiyüddîn Râsıd’tan önceki baş-astronom Mustafa Muvakkıt, yazdığı eserlerle Yunan-Helenistik ve klasik İslam astronomi literatürünü Türkçeleştirmiş; böylece Osmanlılarda Türkçe astronomi dili ile eser verme geleneğini başlatmıştır. Bunun en güzel ürünlerinden birisi aynı tarihlerde Seydî Ali Reis tarafından ilk Türkçe teorik astronomi metni, Hulasatu’l-hey’e’nin kaleme alınmış olmasıdır.

  XVI. asırda nazarî ilimlerde tartışılan meselelerin en önemli özelliği, theo-ontoloji veya transendent-ontoloji dediğimiz varlık metafiziğidir. Bu konuda İbn Kemâl Paşa gibi pek çok ismin yaptığı çalışmalar dikkat çekse de, en önemli eseri kaleme alan ve konuyu enine boyuna tartışan Sadreddin Konevî’den bu yana Konya’da inşa edilen theo-ontoloji dediğimiz Konevî, Kayserî, Fenârî çizgisini en son sınırlarına taşıyan Taşköprîzâde’nin çalışmalarıdır. Onun özellikle el-Vucûdu’l-aynî fî vucûdi’z-zihnî adlı eseri, klasik Osmanlı düşüncesinin varlık metafiziği konusunda yaptığı en önemli çalışmalardan birisidir ve maalesef henüz incelenmemiştir. Taşköprîzâde burada yaptığı varlık metafiziğini Miftâhu’s-sa‘âde ve misbâhu’s-siyâde adlı eserinde ilim anlayışına ve sınıflamasına uygulamış; varlık metafiziği ile dil bilimleri arasında kurduğu ilişkilerle ciddi bir dil felsefesi yapmıştır. Diğer yandan el-Me‘âlim fi ilmi’l-kelâm isimli kitabında da belki de tarihte ilk ve tek nazarî kelam ile nazarî irfanı mezcetmeye ve ortak bir dilde birleştirmeye çalışmıştır.

  XVI. asır Osmanlı nazarî düşünce geleneğinin en önemli ismi olan Taşköprîzâde’nin, birkaçı dışında, metinlerinin hâlâ yazma hâlinde ve neredeyse hiç değerlendirilmemiş olması, böyle bir projenin gerçekleştirilmesi için temel gerekçeyi teşkil eder.

  Proje kapsamında neşredilecek olan Taşköprîzâde’nin Haşiye ala haşiyeti’t-tecrîd’i ve Seyyid Şerif Cürcâni’nin Haşiyetü’t-tecrîd’i, Türkiye’deki İslam kelamı ve felsefesi çalışmalarına yapılmış en önemli katkılar arasında yer alacaktır. Şöyle ki, Seyyid Şerif Cürcânî’nin, Şemseddîn İsfehanî’nin Şerhu’t-tecrîd’ine yazdığı haşiye Osmanlı yüksek öğretim sistemi ve entelektüel hayatının en önemli unsurları arasında yer alır. Cürcânî’nin Haşiyetu’t-tecrîd’i o derece önemlidir ki, XV. ve XVI. asır Osmanlı eğitim sisteminde, yüksek medrese eğitiminin iki yıllık bir safhası Haşiye-i tecrid medreseleri (yirmili medreseler) adını almıştır. Bu medresede kelam asırlar boyunca Seyyid Şerif Cürcânî’nin Haşiyetü’t-tecrîd’i üzerinden tahsil edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu eser, Osmanlı ilim dünyasına yön veren en temel metinler arasında yer alır.

  Türkiye’deki yazma eser kütüphanelerinde yüzlerce nüshası bulunan Cürcânî’nin Haşiyetü’t-tecrîd'i, yirminci asrın başlarına kadar kelam ve felsefe alanında temel müracaat kitaplarından biri olagelmiştir. Geçmiş asırlar boyunca Müslümanların varlık, bilgi, değer, âlem ve insan tasavvurlarını belirleyen ve yönlendiren bu eserin hâlâ yazma hâlinde olup edisyon kritikli bir neşrinin bulunmaması hem Türkiye’deki İslam düşüncesi çalışmaları açısından hem de mevcut olduğu varsayılan düşünce geleneği açısından oldukça büyük bir eksikliktir. Söz konusu metnin neşredilerek ilim dünyasına kazandırılması, Cumhuriyet dönemi boyunca İslam düşüncesi çalışmalarına yapılmış en önemli katkılardan biri olacaktır.













  • Paylaş: